derKi - Spiritüel Aktüel Yaşam Dergisi

İstanbul'da Bir Göztepeli

e-Posta Yazdır PDF

"Mafyayı kahraman, homoları şöhret, pezoları jüri üyesi ilan ettik mi? Ettik.

Orospular zaten manşet..."

"Biz ise örgü nakış kitabı veriyoruz.

Oya gibi işliyoruz haberleri maşallah, oya...

Entel veriyoruz, 500 bin satıyor.

Dantel veriyoruz, 1 milyon satıyor."

Yukarıdaki satırlar Yılmaz Özdil’e ait. Özdil, ofisboyluktan sayfa sekreterliğine, polis muhabirliğinden gece amirliğine gazetecilik mutfağının her kademesinde çalışmış 23 yıllık bir gazeteci. Yeni Asır, Milliyet, Star, ATV ve son olarak Sabah gazetesinde devam eden onurlu bir gazetecilik geçmişi var. Buna rağmen Türkiye onu daha yeni yeni tanıyor. Çünkü Sabah gazetesinin üçüncü sayfasında yazmaya başladığından beri gazetenin en çok okunan köşe yazarlarından biri oldu. "Gazeteci deyince bizim insanlarımızın aklına yalnızca köşe yazarları gelir. Ama aslında gazeteleri gazete yapan mutfaktakilerdir. Ben ancak köşe yazarı olunca, fotoğrafım sayfada çıkınca tanınır oldum. Oysa ben yıllardan beri gazetecilik yapıyorum."

Gazetedeki fotoğrafına çok aldanmayın. Orada biraz tonton, kilolu çıkmış, oysa filinta gibi adam. “Niye, bu fotoğraf,” diye soruyorum. “Benzemiyor size.” Fotoğrafı da o vermemiş zaten. Israrla istemişler, o da ısrarla vermemiş.

"Bana çok saçma geliyor yazılarda fotoğraf olması," diyor. Ama sonunda yazı işleri ne yapmış ne etmiş bulmuş bir fotoğraf köşeye yerleştirmiş. "Özel olarak oraya konsun diye verilmiş bir fotoğraf değildir yani o," diyor Özdil.

Yılmaz Özdil'in odasına girince ilk dikkatimi çeken bir aralar çok gündemde olan, tartışmalara yol açan, vatan millet Sakarya ruhuyla camekanlara asılan bir fotoğraf oluyor. Çanakkale Savaşı sırasında çekilmiş, bir uçağın önünde poz veren, üzerinde üniforma yerine çul çaput taşıyan sözde iki Türk askerinin fotoğrafı.

“Yılmaz Bey, bildiğim kadarıyla bu resmin iddia edildiği gibi Türk askerlerine ait olmadığı ispatlandı. Niye sizin baş köşenizde hala?" diye soruyorum. Gülümseyerek yanıt veriyor: "Özellikle tutuyorum o resmi orada. Medyanın insanları nasıl yanıltabileceğini, yönlendirebileceğini hatırlatsın diye..."

Yılmaz Özdil'in pek çok yazısı Sabah gazetesinin üçüncü sayfasındaki köşesinde kalmıyor ve internette dolaşıp duruyor. Kişisel izlenimim özellikle genç ve otuzlu yaşlarını sürenler tarafından sevilip beğenildiği yönünde. Sevmeyenleri de bir hayli fazla elbette.

Sizi kimler sevmiyor?

"Şu sıralar iktidar partisinin yandaşları sevmiyor. Onlara göre sürekli CHP ve MHP'yi övüyorum, AKP'ye ise saldırıyorum. İşin garibi Star gazetesinde yazarken de bu durumun tam tersi söz konusuydu. O zaman da CHP ve MHP yandaşları beni sevmez, AKP milletvekilleri teşekkür notları yollarlardı. O günlerde gelen kimi imzalı notları hala saklıyorum. O zamanlar teşekkür edip şimdi kalayı basan pek çok AKP milletvekili var. Artık taraf tutar gibi parti desteklemeyi bırakmalıyız. En büyük zararı bu veriyor. Partilerini eleştirenlere ne söylendiğine bakmaksızın tepki koyan bir kitle var."

Partilerin birleşmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Partilerdeki birleşmenin uzun vadeli olduğunu düşünmüyorum ben. Bunlar her seçim zamanı tekrarlanan taktikler. Ben partilerin yeni yüzlerle değil de, programları ve söylemleriyle oy talep etmesini istiyorum. Örneğin karakterine ve insanlığına lafım olamaz, ama Hakan Şükür milletvekili olarak ne kadar katkı sağlayabilir. IMF antlaşmalarında hangi birikimlerine dayanarak oy kullanabilir. E, ne yapar o zaman? Genel Başkanı ne istiyorsa, o yönde kullanır oyunu.

(Şükür’ü bilmem ama Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu milli güreşçi Hamza Yerlikaya, AKP'den milletvekili aday adayı oldu gerçekten. Seçilirse Türkiye’nin önümüzdeki on yıllık ekonomik ve siyasi politikalarının şekillenmesinde onun da katkıları olacak. Umarız TBMM’de minderde yaptığı gibi “grekoromen” değil, “serbest” güreşir.)

Yine de bu birleşmeler sevindirici. Bir birleşme rüzgarı esiyor şu an Türkiye'de. Bakın İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da meydanları dolduran binlerce kişiyi de motive eden aynı rüzgar. Burada her görüşten, her yaştan insanlar vardı. CHP'liler de, MHP'li gençler de oradaydı. Çünkü iktidara karşı tepkililer. İktidar Türkiye’nin genel duruşunu zedeliyor. Bir ülkenin onuru her şeyin önündedir. AB’ye gireceğiz diye bu onuru ayaklar altına almaya hiçbir hükümetin hakkı yoktur. Ya da bir ülkenin tarımını tamamen yok edemezsiniz.

Cumhuriyetine Sahip Çık mitinglerinden umutlusunuz o zaman. Biz kolay galeyana gelen ama aynı zamanda balık hafızalı bir halkız. Bu mitinglerin önceki eylemlerden (Tencere kapaklarını vurma, ışık söndürme gibi) farklı olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Evet, çünkü bu mitingler medyaya rağmen bu kadar topluluk topladılar. Bu mitingler gazetelerde haber olmadı. Gazeteler insanları meydanlara çağırmadı. Aksine medya bunu görmezden gelip yok saymaya çalıştı. Kulaktan kulağa yayılarak, sivil toplum örgütlerinin desteğiyle ama çoğunlukla da kendi kendine gerçekleşti her şey. Bu yüzden bunların farklı olduğunu düşünüyorum.


Medyayı sizin kadar sert eleştiren bir yazar daha yok. Geçmişte önemli görevlerde yer aldınız. Siz eleştirdiğiniz şeyleri değiştirmek için ne yaptınız?

Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim. Ben Star gazetesini yaparken promosyonsuz gazete için büyük savaş verdim. Gazeteyi promosyonsuz 1 milyon 200 bin tiraja ulaştırdım. ATV Haber'in başına geçtiğimde tüm ekibi gerçek haber muhabirlerinden kurdum. Manken spikerlere yüz vermedim. Yanında çalışan stajyer kıza asılanı barındırmadım. Torpille kimseyi almadım, daha önce alınanları yolladım.

Sistem size karşı koymadı mı?

Bakın, gazete patronlarına derdinizi iyi anlattığınızda sizi destekliyorlar. Medyanın bu hale gelmesinin baş sorumlusu gazete patronları değil, profesyonel gazeteci yöneticilerdir. Olumsuzlukların kaynağı bunlardır. Yoksa o kadar patronla çalıştım, ben elemanın az para almasını isteyen bir gazete patronu görmedim daha. O düşük ücretleri verdiren profesyonel gazeteci yöneticiler. Bugün kendi yirmi bin dolar maaş alırken yanındaki personele 300 YTL maaş veren gazeteciler var. İyi şeyler yapmaya çalıştığınızda patronlar sizi destekliyor. ATV Haber’de yaptıklarıma hep destek aldım. Benim kızım var. O da bu işi yapsın istiyorum. Ama düzgün bir medyada çalışsın istiyorum.




 
(0 oy, ortalama 0 /5)
 Kategoriler: Türk SiyasetiMedyaEge Görgün
Share

Yorum ekle


Ana Sayfa sayı 23 İstanbul'da Bir Göztepeli
derKi'de Su Anda Kac Okur Var?:
  • 24 okur
  • 6 robot

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.  © 2004 - 2009 derKi.com
Site Tasarım: Hasan "Sonsuz" Çeliktaş